286. George Orwell 1984'den Alıntı

.

"İnsan, insana nasıl hükmeder Winston?"
Winston biraz düşünüp
"Acı çektirerek"dedi. 

**

Kitleler asla, yalnızca ezildikleri için kendiliklerinden başkaldırmazlar. Kendilerine karşılaştırma yapabilecekleri ölçüler verilmedikçe ezildiklerinin bilincine varamazlar.

**

.

285. Seviye

.

Dün Adana Aladağ'da öğrenci yurdunda çıkan yangın sonucu 10'u çocuk 1 'i eğitmen 11 kişi yaşamını yitirdi. Sivas'ta tünel inşaatında göçük meydana geldi 1 işçi öldü. Manisa'da parkta yürüyüş yapan hamile bir kadın tekmelendi. İzmir Foça'da bakım onarım çalışması yapan işçi, trenin çarpması sonucu can verdi. Muğla'da harçlığını çıkarabilmek için inşaatta çalışan üniversite öğrencisi çatıdan düşerek hayatını kaybetti.

Çünkü bugün İstanbul ve İzmir'de Kamu Emekçileri Sendikalar Konfederasyonu mitingleri yasaklandı. AYM, madende hayatını kaybedenlerin yakınlarından birinin kamu personeli olması hakkını reddetti. Otobüste kadın tekmeleyen adam sokaklara bırakıldı. Fazıl Say'ın İzmir konseri satırlı bir kişi tarafından tekbirlerle basıldı. Çünkü insanı ve doğayı sevmiyoruz. Kibarlıktan çok uzağız. Medeniyetten nefret ediyoruz. En sevdiğimiz sözcük: Avanta. Avantamız varsa tekmeye kafa atıyoruz. İkincisi: Kaytarmak. Sorumluluk bilincimiz yok. Bu yüzden trafikte öleceğiz, yangında öleceğiz, inşaatta, madende, parklarda öleceğiz. Seviyemiz bu.

.



284. Siirt

.

Yer Siirt Şirvan
Bakır Madeni
Yine Özel bir Şirket: Bu kez Ciner Holding'in Park Elektrik
Kaza: Göçük

3 ay önce gerçekleşen göçüğün zararını kurtarmak için önlem alınmadan çalışma yapılıyor. Dinamit kullanılmaması gereken yerde dinamit kullanılıyor. Meydana gelen çatlaklara toprakla dolgu yapılıyor. 

Sonuç: Bir göçük daha. Kazanın olduğu ilk dakikalarda 3 işçinin öldüğü 13 işçinin göçük altında kaldığı bildirildi. Firmanın internet adresinden sosyal ve çevre sorumluluklarını okuyabilirsiniz, yerseniz! 

.

  

283. Gerçek

.

2010-2015 yılları arasında Zonguldak'taki "özel" madenlerde 109 madenci hayatını kaybederken
"kamu" madenlerinde 23 işçimiz hayatını kaybetti. 

Özelleştirmenin tek güdümü kâr'dır. Geriye kalan gerçek Soma'dır. 


Veriler Zonguldak Maden Mühendisleri Odası derlemesi adıyla Soner Yalçın'ın köşe yazısından alınmıştır.


.

282. Algı

.

Maritza Morales Casanova adını National Geographic Türkiye web adresinde gördüm. 1 dakikalık videoda söyledikleri şunlardı: 

Her birimiz yaratma ya da yok etme gücüne sahibiz. Doğa üzerinde negatif etkilerimiz olabilir ama doğru bilgiye sahip olursak çözümün bir parçası da olabiliriz.(...) Her çocuk Nuh'un gemisi gibidir çünkü bütün canlıları koruma, kurtarma ve muhafaza etme gücüne sahipler. Bir toplumun karşı karşıya gelebileceği en kötü çevre sorunu eğitimsizliktir. Çocukları geleceğimiz olarak görmek istiyorsak şimdi onlara yatırım yapmamız gerekiyor. 

Bizden başka dünyanın geri kalan ülkeleri doğayı, hayvanları ve yarınlarını koruma, kurtarma ve muhafaza etme prosesleri ile eğitim uygulamaları gerçekleştiriyor. Sizin ülkenizdeki çocuklar nasıl yetiştiriliyor? 

.


281. İş

.


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yer altı zenginliklerinin ortaya çıkarılması için 1 milyon metrelik sondaj talimatı verdi.

Fıtratın dert görmesin babam!

.

280. Kayıp

.


Maçların şifresiz yayınlanabileceğine on saniye sevindi.


.

279. Şiir

.

bazı sevdalarda hafızasını kaybeder ya insan
telaşlanır, ağlar
babasını sorar çevresindekilere
öldüğünü bildiği halde
adını unutur, yolunu kaybeder oturduğu evin
bir titreme gelir yerleşir ya ortasına mayısın

.

küçük iskender

278. Soru Cevap

.

- Elinize makineli bir tüfek alıp kalabalığın arasında rastgele ateş ederek kadınların, henüz yürümeye başlamış çocukların, okullarına giden gençlerin, evine ekmek götürmek için çalışan çabalayan insanların canlarına kıydınız. Yarınlara umutla bakan annelerin, babaların, eşlerin, çocukların yakınlarını onlardan ayırarak hayatlar, ocaklar söndürdünüz. Sadece o insanların değil bu olaya şahit olan herkesin ömür boyu nefretini, lanetini de üzerinize aldınız. Ve en son, böyle vahşet bir olayın aktörü olarak kendi hayatınızı da bitirdiniz. Ömrünüz yettiğince dört duvar arasında yaşayacak, gün yüzü görmeden, hayatın bunca nimetlerini, keyif alınan güzelliklerini doyasıya yaşayamadan bilemeden ölüp gideceksiniz. Hangi ideoloji, hangi inanç, hangi maddiyat hırsı değerdi o insanlara ya da size? İnsanların her öfkelendiğinde birilerine zarar vermesi bu kadar meşru mudur? Dün size birisi aklındaki bir sıkıntıdan dolayı zarar verseydi çok mu doğru olurdu? Bugün yaptığınız katliamı öngörseydik belki de evet doğru olurdu? Ne dersiniz? 

- İnsanların makineli tüfek sahibi olmasını sağlayan kanunlarımız var, her şeyden önce. Sözlerinize göre benim hasta bir ruhum, sakıncalı bir karakterim varsa bu kadar basit silah almamam gerekir. Demek ki bu ülkede silah satışını destekleyen birileri var. Ve onlar bu ülkenin kanun koyucularına ilgili zorlamaları kesmediği sürece silahlar satılmaya devam edecek. İnsanlar birilerini öldürmeye devam edecek. Fırsatlar herkes için eşit gitmiyor. İlkokula başlarken her çocuk -bazıları özel okula da gitse- hemen hemen aynı eğitimi alarak hayata hazırlanıyor. Fakat çocuklar on üç, on dört yaşlarına gelince sanki birileri yine düğmeye basıyor okul hayatlarına devam edemiyorlar. Ben de orta okuldan sonra devam edemeyenlerdenim. Ergenliğim süresince hiç kız arkadaşım olmadı. Tiyatroya gitmedim. Stadyuma gidip tuttuğum takımın maçını tribünden tezahürat yaparak izlemedim. Tezgahlarda kitaplar, dergiler görürdüm. Bazılarının resimli kapaklarına özenirdim. Almak isterdim ancak okuyamayacağımı bildiğim için almazdım. Zamane ergenlerinin anne ve babaları çocuklarının geleceği ile ilgili planlar yapıyorlar. Ekonomik sıkıntılarını, çalışma koşullarında karşılaştıkları zorlukları, aralarındaki bireysel kopuklukları çocukları etkilenmesin diye onlarla paylaşmıyorlar. Ben sorunların batağında büyüdüm. Annem ve babam sürekli tartışır kavga ederlerdi. Evimizde sevgi, saygı ve birlik bütünlük yoktu. Bırakın gelecek planı yapmayı yarını bile öngöremezdik. Günü kurtarmak için yaşayan bir kitle var. Haberiniz yok. Onlar sağlıksız yerlerde yatıp kalkıyor. Sağlıksız yiyeceklerle besleniyor. Çalışma ortamlarında itilip kakılıyor toplumdan sindiriliyor. Adeta bilinçli olarak yalnızlaştırılıyor. Ve bir gün o çocuklardan biri bir eylem gerçekleştirdiğinde sisteminiz tepesine inip bunu nasıl yapabilirsin diye şaşkınlıkla soruyor. Ben sosyal olmak ne demek bilmiyorum. Vatandaş olmak ne demek haberim yok. Günah nedir, sevap nedir öğrenmedim. Benim için trenin on dört yaşımda iken raydan çıktığını söyleyebilirim. Tabi o ray da sizin rayınız.

.



277. Soru Cevap

.

- Bütün bu bilimsel buluşlar, teknolojik araçlar, modern sistemlere rağmen madenlerde bir sorunla karşılaştığımızda neden elimiz kolumuz bağlanıyor da hiç bir şey yapamaz duruma geliyoruz? 

- Evet, kurduğumuz sistemlerle insana hükmetmeyi başardığımız için geliştirdiğimiz bütün teknolojik araç gereçlerimizle de doğaya hükmettiğimiz yanılgısına kapılıyoruz. İnsanı borçlanmaya dayalı bir ekonomik düzenle sisteme bağlı hâle dönüştürdük ancak insan, bu rolde sistemin modern kölesi olduğunu düşünmüyor aksine onun bir parçası, temsilcisi, savunucusu olduğuna inanıyor. Annesi, babası işçi veya memur sınıfından gelerek kendisi beyaz yaka olan çanak yalayıcılarının geçmişlerine olan ihanetinin sonucudur aynı zamanda. Bir koltuğa sahip olanların görev süreleri boyunca küp doldurma yarışına ortak geliştirdiğimiz proje ve hedeflerle doğaya karşı kendimizden üstün bir güç tanımıyoruz. Doğa sizi karşısına alıp coğrafi koşullarını, sosyolojik tarihini, bölgesel fırsatlarını istatistiklerle anlatmaz. Biz de doğanın kendine has dilini modern araç gereçlerimizle anlamıyoruz. Doğanın tedirginliği insanın kırılmasına neden oluyor ne yazık ki insanın kırılması sistemin kırılmasını sağlamıyor. Bilimsel buluşlarımız sonlanmayacak. İcatlarımız devam edecek. Stratejik yönetim politikalarımızda daha esnek ve girişimci yaklaşımlara ulaşacağız. İnsana eğilen aşamaları geçmediğimiz sürece teknolojimiz ayağımıza  hep dolanacak. Başka bir sebep göremiyorum. 

.   

276. Anı

.

Hiç ağlamadı madenci derin kuyularda, yer üstündeki masabaşılar kadar. Gülümsesin diye çocuklarının ışığı. Her göçük sonrası kucakladı toprağı, nefesi. Karanlığını göstermek istemediğinden saklandı günlerce. Bulunduğunda zaten çok uzaklardaydı anısı. 

275. Bir Avuç Kömür

.

Babam vardiya dönüşü uyurgezer gibi dolaşıyor, 
Oğlumun vardiyaya giderken gözleri kömürden kara.
Abim tarladan madene gidiyor bu yıl da dolu yağarsa diye. 
Kardeşimin ter kokusunu ilk kez madende yan yana çalışırken duydum.

Kocamın bileği, ekmeğin helâlidir.

.

   

274. Ayna

.

5 yaşındaki Ümran'ın alnından sızan kan önüne kattı bütün insanlığı.

.


273. Kömüre Öfke

.

Kendimi suçluyorum. Heveslerini ne çok kırdım. Ben senin güvenli limanındım. Oysa seni, ben yağmaladım. Seni kendimden ayırdım, dağıttım uzaklara. Şimdi kendimi bile toplayamıyorum. Sen kömüre karıştın.

.


272. Kömür Yangını

.

Kaç bahar geldi, geçiyor. Yüreklerde kömür yangını. Havalar daha da ısınacak. Araya günü birlik gelip giden misafirler gibi yağmurlar alacağız. Kavun, karpuz sezonu açılacak. Bir de akrabalarımızın düğün seremonileri. Bazılarına özenle hazırlanacağız bazılarına ise katıl(a)mayıp uzaktan resimlerine bakacağız. Her düğün sonunda olduğu gibi yeni anıların yorgunluğuyla başbaşa, bir yalnızlığın hüznünü tadacağız. Oğlu kızı evlenenler onun odasını boşaltacak. Aileden ayrılanlar her zaman kanatlarını evine yöneltmek isteyecek. Gazetelerde yoğurdun faydaları, klimanın zararları anlatılacak. Çay demleyeceğiz, pazar kahvaltılarına davet edileceğiz. Yeni eşyalarımız olacak. Belki yeni arkadaşlıklarla gelecek yeni alışkanlıklar. Kömür yangını geçmeyecek. 

.


271. Plan

.

Kimse anlatmıyor eşyanın tabiatını, suyun ruhunu. Bize uzun mesai saatlerinin ardından planlanmamış burukluklar kalıyor. 

.


270. Yut

.

Korkuyla uyanıp pencereden dışarı bakıyor. Plastik kahramanların düdüklü sesleri dört yanda. Birbirimize sarılamıyoruz gürültüden. N'olur susturun!

İş işten geçti yazıyor avucunda. Dünya ile alakasızlığı belli olan kasaba, kendini kemiriyor. Meyvesi dibine çöküyor belleğin.


.


269. Kimyasal

.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2010 yılında "Büyük Endüstriyel Kazaların Kontrolü Hakkında Yönetmelik" hazırladı. Yönetmelik 2012 yılında yürürlüğe girmesi gerekirken 1 yıl daha ertelendi. Ertelenen yürütmelik nedense (gerçekten nedense?) 2013 yılında tekrar yayımlandı ve uygulama aşaması (yine nedense?) 2016'ya kadar tamamlanmadı. 

Son dakika ile yatıp kalktığımız için yukarıdaki ihmalin bir son dakikası Tekirdağ Çerkezköy'de adı bilinmeyen bir fabrikada kimyasal gaz sızıntısı sebebiyle (sayısı bilinmiyor) işçiler zehirlendi. İş kazasının ertelenebilirliği bulunmuyor. 

268. Şehit

.

Aylardır maaş alamayan Zonguldak Kilimli'deki maden işçileri, paralel yapı operasyonuyla kayyum atanması sonucu işlerin daha da çıkmaza girmesiyle açlık grevine başladı. Üstelik bu işçiler, izin bulunmayan ocaklarda çalışmış. Vali söylüyor bir de bunu TTK'yı suçlayarak. Ece Ayhan'ın dizelerini evriltelim: 
Şehidimizin karnı açtır abiler.

.




267. Bugün Yine 13 Mayıs.

.

Her platformda baret, çizme, kazma, kürek, kömürlü yüzler ve hüzünlü gözler göreceğiz. Hemşireye "Çizmelerimi çıkarayım, sedye kirlenmesin" diyen madencinin, "Beni bırakın Mahmut Abi'yi alın, onun karısı hamile" diyen madencinin, "Babama Galatasaray'ın maçı var derseniz çıkar gelir" diyen madenci çocuğunun caps'lerini göreceğiz. Bugün yine 13 Mayıs. Dönemin Başbakanı R.T Erdoğan'ın 1800'lü yılların sonları 1900'lü yılların başlarından İngiltere, Fransa, Japonya gibi ülkelerden verdiği maden kazaları örneklerini anımsayacağız. Başbakan danışmanlarından Yusuf Yerkel'in bir madenci yakınını iki jandarma nezaretinde yerde tekmelemesinin görüntülerini anımsayacağız. 

Üzerinden 2 yıl geçmiş olmasına rağmen davanın halen devam ettiğini ve sorumluların halen cezalandırılmadıklarını tartışacağız. Aksine cezaların madenden kurtulan ve eksiklikleri, bozuklukları, kusurları ifşa eden madenci ve madenci yakınlarına kesildiğini bileceğiz. Tazminatsız işten çıkarılan ve iki yıldır hiç bir kurumda çalışmasına izin verilmediği için kendisine Soma şehitliğinde 302. mezarı kazan Sefa Köken'i anlamaya çalışacağız. 

Bu kazalardan ders alındı mı diye düşünüyor insan. Madenlerde iş ve işçi sağlığı, çalışma güvenliği kapsamında geliştirilen yeni bir şeyler olduğunu sanmıyorum. Soma'dan sonra Karaman'da, Zonguldak ve Bartın'da yeni maden kazaları oldu. Kaza önlenebilir bir gerçektir. Tedbiri alınmayan kaza, cinayettir. Özelleştirme politikaları sonucu  kurumların denetimsiz, adeta taşeronluğun başıboşluğuna bırakılmaları, çiftçiliği bitirilmiş köylünün hiç bir eğitimi ve deneyimi olmadan madenlerde acemice çalışmak zorunda kalmaları, üretim ve kar kapasitesinin sürekli yukarı çekilmek istenmesi sonucu işçinin dayanma gücünün zorlanması kazalara dolaylı etki eden diğer parametrelerdir. 

Bugün yine 13 Mayıs! 432 evlat bugün de babalarına çiçekli mektuplarını okuyacaklar. 

.


266. Hatıra

.

Denizi anlatıyordun sanki yorgun gözlerin derin derin dalarken uyumadan önce. Balıkçıları  anlatıyordun sanki erkenden uyanıp geniş geniş sarılarak ufka kürek çeker gibi. 

Bir fırtına, bir balık, bir deniz. Yalnızlık, talihin, "nereye" diye soran manzarası. Gözyaşlarımın hatırasından gidiyorsun. 


265. Hediye

.


Toprak altında bir yük! On ton, yirmi ton... Masal gülüşlü babam. Gök omuzlu. Silindi çocukluğum avuçlarından. Yazıldı gözlerimden bir mezar taşına. Gör aydınlığımı karanlığından. Budur sana kalan tek hediyem.


.


264. Sen Ne'den Bahsediyorsun?

.


Küresel ekonomik beklentiler tahminlerin altında kaldı. Ben ise seni kendime bir adım daha yakın hissediyorum. Geliyorsun, gidiyorsun, kalıyorsun. Ben alıştım, çocuklar da alıştılar. Sana ve Allah'a dua ediyoruz. Politik riskler değer kaybına neden oluyor son zamanlarda. Ama sağlığım iyi gitti bu kış. Hiç hastalanmadım. Yapacak önemli bir işin yoksa ışıkları kapatır mısın? 

Bugün yalnızlığıma çok güleceğim.

.


263. Yoğurt

.

Gazetelerdeki yoğurdun faydaları haberine göre ülkemizde her yer güvensiz. 


(1 hafta içinde Bursa ve G.Antep'te bombalı saldırı gerçekleşti)

.


262. Kesik

.

Dilimin üzerinde 301 kesik. 
Düşüncede gül yumruğu.  

.

261. İstismar

.


istismar: birinin iyi niyetini kötüye kullanma, sömürme.

Eğitimde istismar
Dinde istismar
Fabrikada, tarlada, şantiyede istismar
Madende istismar
Tershanede istismar
Büroda istismar
Adliyede istismar
Karakolda istismar 

Hâl bu iken sokakta istismar 

ama 

Çocuklara hiç olmadı bu istismar!

.


260. 301

.

301 parça yazıyı iki yılda yazamadım. 301 insan bir seferde nasıl öldü ?

.


259. Dost

.

Sen ne güzel bir dostsun ey kaldırım! Topumuzu hiç patlatmıyorsun.

.

258. Kamera

.

Şimdi kamerayı döndürdük. Sen film bitti diyorsun.


.

257. İş

.

Çocuğu aldırdık.

Daha da işim rast gitmedi.

.


256. Aşk

.

Önce aşk vardı. 

Bir bedenden diğerine ruh akışı halinde. Koşarak, bilinmeyenin güzelliğine doğru. 

Verilen sözlerle kutsal gecenin tarihi şafağında ölümsüz. 

Aşk!


.

255. Bahar

.

Baharın soluğu ömürden kısa. 

.



254. Açlık

.

Onlar, sana bana yetenle doymazlar. 

.

Amasya'da 220 madenci, çalıştıkları maden işletmesinin el değiştirmesi sonucu kapatılma kararına - ekmeklerinin ellerinden alınmasına - karşı açlık grevinde. 

253. Barış

.

Dertleri tasaları bekletme kızım. Duvarı nem insanı gam yıkar diye eskiler boşuna söylememiş. Sonda konuşunca sonda konuştun derler. Aldırmazlar. Hukukunu anlatacaksın aydınlatmak için. Sırtını gerçeğin kirişlerine dayamışsan dağılmazsın. Dağıtsalar da gülümsersin doğanın çarkına. Bu savaş bir nefes alıp verişte bitecek. Barışı çocuklarla yapacaksın. 

.

252. İnsanım

.

Benim İnsanım. İnsanım Benim. Kurulu tüfek gibi patlamaya hazır, kış uykusunda. Benim İnsanım. O alınganlık abidesi. O yüzünün yorgunluğunu utancıyla gizleyen. Sen, en güzel sen çalıştın yüzyıllar boyu. Şimdi kamerayı döndürdük. Film bitti diyorsun. 


.
 

251. Tünel

.

Mevsimler bitiyor. Türler var ve yok. Köprüler görüyor seni, görecek. Üçüncü, dördüncü. Tünellerin ucundaki yalnızlık çağıracak. Tünellerin içinde, herkesin sigara içtiği o yerde; işçiler, madenciler, öğrenciler, memurlar var güçleriyle çürümüşlüğe haykırıyorlar ve var güçleriyle işlerine sarılıyorlar. Çalışırken haykırmak ne güzel! Çalışırken köprüler görmek. Mevsimleri bitirmek. Tünelin ucundaki yalnızlığa dek!

.

250. Ankara - İstanbul

.

Dağ, köy, kent, sınır fark etmiyor. Kışla, okul, ev, sokak. Dün, bugün, yarın. Otobüs durakları, iş çıkışları, meydanlar, mitingler. Tershaneler, inşaatlar, madenler. Öğrenciyiz,  doktoruz, turistiz. Kaybolmuş karakterlerimizin gövdesizliğindeyiz. İnsanlıktan istifa ettik. Ölüyoruz. 

.


249. İzleyici

.

İnsan neleri eskitmiyor ki! Üstelik bazen aynı gün içinde. Doğup, büyüyüp emekli olmak gibi. Sonra alışmak gibi nesnelere. Nesnelerin verdiği ihtiyaçlara. 

Kazansa da çoğu kez bilemeden ne kazandığını -durmayan bir güdü ile mücadele ediyor. İnsan da yoruyor hayatı. Bıraktığı gibi bulmuyor. Ne kadar çok insan, o kadar eskimişlik. Üzerimizden dökülüyor o zaman bütün duygular. Karanlığımızın esir aldığı bir ışık demetiyle kalıyoruz. Hareketsiz. İzleyici olarak. 

.

248. Tepki

.

Ruhumuzu tarif ediyor Joshua Ferris. Bedenimizde değil diyor. Masamızın gerisinde, bilgisayarlarımızın başında. Cümleyi tamamladığım yer burası, devamını izliyoruz her gün her saat. Anlık görüntüler 'like', 'retweet', 'poke'. Bombalar patlıyor çekirdeğimizde. Kıyılarımızda. Dağlarımızda. Uzayımızda. Ruhumuz, bilgisayar başında. 

Yarınımız bileklerini kesti çünkü çocuklarını ısıtamıyordu. Hafta sonumuz kendini astı çünkü atanamadı, yine atanamadı, yine atanamadı. Yaz tatilimize tecavüz ettiler, anlatmaya çalıştı yakınlarına, dinlemedi kimse. İnandıramadı. Aklının içindekileri göstermek istedi, uçurdu düşüncelerini tek kurşunla. Ruhumuz, medya mesaisinde.

Hoşumuza gitmiyor olanlar, yapılanlar. Tepkimiz kaç megabyte? 

.


247. Elyapımı

.

Elyapımı Zulüm. Kasım 2015. 
Soma'yı unuturken. Zonguldak. 
El yapımı patlayıcılarda açılıyor galeriler.
Mühürleniyor galeriler. 

Ocak 2016. Mühürlü İşkence
Soma'yı unuturken. Zonguldak.
Mühürlü galerilerde çalışırken
Ölüyor madenciler.

(Zonguldak Ayiçi Mahallesi'ndeki kaçak kömür ocağında çalışan maden işçileri Saim Kalkan ve Hasan Ay, gaz zehirlenmesi sonucu hayatlarını kaybetti. Kasım ayında el yapımı patlayıcılarla galeri açarken yaralanan işçiler sebebiyle ocak mühürlenmişti.)

246. Körnefes

.

Tatlı uyku halinde körnefes (karbonmonoksit). Sinsi. Tıpkı yöneticiler gibi. Zehirleyerek ilerliyor emeğin damarlarında. Anılarla besleniyor. Pamuk ipliğinde. Hileli. En iyi bildikleri bu, başka ne umulur ki?

245. Ateşnefes

.

Yaşlı bir damarda; aniden. Bir kıvılcım. Bir sürtünme. Maske yine yok. İş kazasında Avrupa birincisi olmak kolay mı? Kurtarma vinci hasar görür. Raylar büzüşür. Gazı izleme sistemi kurarlar ancak yalnız izlerler. Gaz miktarı artınca erken uyarı gelmez. Bunu denetleyen hiç gelmez. Madenin içinde açılan yollar dar. Havalandırma mekanik değil. Emici fanlar yetersiz. Bir kıvılcım. Bir sürtünme. Kütler ateşnefes (grizu) madencinin yüzüne. 

.

244. Aynı Anda


.

Okulu asmış iki küçük aşık, birbirilerinin saçlarına papatya takıyor. Rio'da otomobil fuarının ajans kızları, otomobillerden daha çok ilgi görmekte. Orta Doğu semaları kalabalık. Helikopterin açık kapısından hedef alan bir makineli tüfek terörist grupların lojistik karargahına saldırıda bulundu. Paralimpik Olimpiyatları başladı. Çin'de borsa dibe vurdu. Gümrükten yolcular ürkek geçiyor. Maden günlerdir yanıyor.

.

243. Mektuplar

.

- O gün mesai başlarken veya biterken maden ocağında sıcaklık var mıydı?
-  Ocakta 4 aydır sıcaklık artışı vardı.

- Anladığım kadarıyla sorunun farkındalığı ortada. Önlem olarak bakım onarım veya vardiya düzeninde bir güncelleme yapıldı mı?

- Adına önlem mi dersiniz bilmiyorum; güncelleme yapıldı son iki ayda daha fazla çalışmamız istendi.

- Peki daha fazla çalışmayı reddedince ne oluyor?

- Vardiya amiri bant çalışmadığı gerekçesiyle şalterciyi dövmüştü, gördüm.

- Ocağı denetlemeye gelen müfettişler etrafta olan biteni hiç mi görmedi?

- Baskın mı yapıyorlar abi? Kim, nerden, kaç kişi gelecek hepsi biliniyor. Ocakta görmelerini istedikleri kısımlar dolaştırılıyor. O kısımlar da zaten yerin 1000 mt altı olmuyor. Üstleri denetliyorlar.

- Günümüz akıllı binalarında bile bina yöneticileri tatbikatlar uyguluyor. Siz hiç tatbikat yapmıyor muydunuz?

- Yapmadık abi, bizde yeni hiçbir şey yoktu. Megafonlar bile önceki işletmeciden kalmıştı.

- Eyvahlar Olsun! Sen nasıl kurtuldun?

- Kokusuz bir duman yükseldi, elektriklerin kesildiğini gördüm. Bant durmuştu. Duman yoğunlaşınca yukarıya kaçtım.

- Daha göreceğin günler varmış kardeşim. 


Cüneyt - tanık ve mağdur işçi...

242. Dünya

.

Yeşili Koru, Kibar Ol, Yüksek Sesle Konuşma, Sev, Su İç, Lüzumsuzsa Söndür, Zaman Ayır, Rica Et, Hayvanlara İyi Davran, Sigara İçme, Yeni Alma Tamir Et, Eğlen, Geri Dönüşüm Kullan, İdeal Uyku, İdeal Spor, Çalma, Gülümse, Bulmaca Çöz, Daha Çok Kitap, Sarıl, Kütüphaneye Git, Gönüllü Ol, Kırıcı Olma, Dinle, Savaşma, Dokun, Emeğinle Çalış, Teşekkür Et, Kürk Giyme, Özür Dile, Sorgula, Mektup Gönder, Saygılı Ol, Çocuklara İyi Davran, Denizleri Koru, Sıraya Gir, Toplulukta Bağırma, Lüzumsuzsa Akıtma, Planla, Alkollü İçecek İçme, Yeni Alma Onar, Kirletme, Yürüyüş Yap, Üret, Daha Çok Müzik, Hisset, Tiyatroya Git, GDO'ya Hayır, Hoşgörü, Kutla, Aşık Ol, Yardım Et, Fidan Dik, Duş Al, Yaşlılara İyi Davran, Toprağı Koru, Yer Ver, Günaydın De, Yavaş Git, Öğren, Bu Dünya Hepimizin Birlikte Yaşayacak Daha Çok Zamanımız Var...  

.


241. O

.

Bilmediği bir isimle seslendi kendisine doğru. Yine de gözlerini çevirip baktı. Karşısında dikiliyordu, elinde çiçeklerle. O'nu kıskanmadı, heyecanla bekliyordu adam, heyecanla sesleniyordu yeniden. Kimse böyle özlemle çağırmamıştı adını. Bütün bedenlerden ruhlardan duygu ve düşüncelerden sıyrılıp O olmak istedi. Sadece bu an için O olmayı diledi.

.


240. Baba-Oğul

.

Bir oğlum oldu, adını Toprak koydum. Olgunluğunu düşündüm babamın. Yas tutarken bile eğilmediğini. Yas! Hep bunun yüzünden. Hep aynı düzlemde bir yaşam. Benim olgunluğa gereksinimim kalmadı. Babam değilim artık. Virgül gibiyim kendime, sonsuz! Oğlumun noktalarını bekliyorum, beni içime kapatsın diye.

239. Kül Çocuk

.

Kadın kucağındaki külü şiirin üzerine bıraktı. Şiirin içinde saklı kor, küle kardı alevini. Alev kadının kucağını sararken kadın şiire selam durdu, şiirdeki kor saygı duydu kadına, küllendi. Çocuk hepsini gördü, çocuk kaldı.